Türkiye Büyük Millet Meclisi, 10 Ağustos Pazartesi gecesi geç saatlerde, aylardır kamuoyunun "çerçeve yasa" adıyla takip ettiği düzenlemeyi kabul etti. Resmî adıyla Millî Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun, 562 milletvekilinin katıldığı elektronik oylamada — Habertürk ve BirGün'ün aktardığına göre — 468 kabul, 88 ret ve 6 çekimser oyla yasalaştı. Oylama bittiğinde salonun büyük bölümünde alkışlar yükselirken, Adalet Komisyonu'ndaki son oylamayı da terk etmiş olan İYİ Parti'nin sıraları büyük ölçüde boştu.
"Tarihi" sıfatını sık kullanmak bir köşe yazarı için riskli bir alışkanlıktır; ama bu kez ölçek gerçekten farklı. 14 Ağustos 1984'te başlayan ve resmi olmayan tahminlere göre on binlerce insanın hayatını kaybettiği kırk iki yıllık bir çatışma, Meclis'te 18 saati bulan bir müzakerenin ardından ilk kez kapsamlı bir kanun metnine dönüştü.
Yasa Ne Diyor, Ne Demiyor?
Düzenleme hakkında en çok karışan nokta, bunun genel bir "af" olmadığı. 12 maddelik metin yalnızca PKK/KCK ve bağlantılı yapıların faaliyetleri kapsamında ya da lehine işlenmiş suçları kapsıyor. T24'ün haberine göre kasten öldürme ve cinsel saldırı gibi ağır suçlar kapsam dışı tutuluyor; 2005 öncesinde ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası alanlar ya da bu cezayı gerektiren suçları işleyenler de düzenlemeden yararlanamıyor. Bu maddenin, PKK lideri Abdullah Öcalan'ın doğrudan yasadan yararlanmasının önünü kestiği yorumu yapılıyor.
Mekanizma otomatik de değil. Sözcü'nün aktardığına göre yasanın fiilen işlemeye başlaması için önce güvenlik kurumlarının PKK/KCK'nin "fiili varlığının sona erdiğini" ve elindeki silah, mühimmat ile diğer malzemelerin teslim edildiğini tespit etmesi, ardından bu tespitin Millî Güvenlik Kurulu tarafından teyit edilip Resmî Gazete'de yayımlanması gerekiyor. Bu şart sağlandıktan sonra devreye giren erteleme süreleri kademeli: 15 yılın altındaki cezalarda 5 yıl, 15 yıl ve üzerindeki cezalarda 10 yıl erteleme öngörülüyor; sürenin sonunda koşullar yerine getirilmişse ceza düşüyor. Yasadan yararlanmak isteyenlere yürürlük tarihinden itibaren 6 aylık bir başvuru süresi tanınıyor.
BirGün'ün derlediği bilgilere göre sürecin denetimi için iki yeni yapı kuruluyor: Cumhurbaşkanı Yardımcısı başkanlığında MİT Başkanı ve ilgili bakanlardan oluşan sekiz kişilik Değerlendirme ve Koordinasyon Kurulu, bir de TBMM bünyesinde kurulacak İzleme Kurulu. Kısacası Meclis'ten geçen metin, bugünden itibaren kapıları sonuna kadar açan bir belge değil; şarta bağlı, denetimi öngörülmüş ve gerektiğinde durdurulabilecek bir hukuki iskelet.
Buraya Nasıl Gelindi?
Memurlar.net'in derlediği kronolojiye göre sürecin miladı olarak 1 Ekim 2024 gösteriliyor: MHP lideri Devlet Bahçeli'nin, Meclis'in açılış oturumunda DEM Parti sıralarına gidip el sıkışması, kısa sürede Öcalan'a yönelik "örgütü feshet" çağrısına dönüştü. Şubat 2025'te DEM Parti heyetinin İmralı'dan getirip kamuoyuyla paylaştığı mektupta Öcalan, PKK'ye kendini feshetme çağrısında bulundu. Mayıs 2025'te örgütün Kuzey Irak'ta topladığı 12. Kongre'de fesih ve silah bırakma kararı alındı; Temmuz 2025'te sembolik bir silah bırakma töreni yapıldı ve Öcalan 1999'dan bu yana ilk video mesajını yayımladı. Ağustos 2025'te TBMM'de kurulan Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu, yaklaşık bir yıllık çalışmasını Şubat 2026'daki raporuyla tamamladı; çerçeve yasa da bu raporun üzerine inşa edildi.
Bir isimlendirme notu da düşmek gerekiyor: İktidar süreci "Terörsüz Türkiye" olarak adlandırırken, Öcalan'ın kendi mektubunda kullandığı ifade "Barış ve Demokratik Toplum"; kamuoyunda ise süreç çoğu zaman daha nötr bir başlıkla, "çözüm süreci" olarak anılıyor. Aynı sürecin üç farklı ismi, meselenin nasıl farklı çerçevelerden okunduğunu da özetliyor.
Oylama ve İtirazlar
Yasa, Genel Kurul'a gelmeden önce Adalet Komisyonu'nda yaklaşık 18 saat süren bir maratonla kabul edildi; Hürriyet'in aktardığına göre İYİ Parti'li üyeler son oylamadan önce salonu terk etti. Genel Kurul'da AKP, MHP, DEM Parti, CHP, Yeni Yol Grubu ve ana muhalefet partisi konumundaki Yeni Parti'nin milletvekillerinin büyük çoğunluğu "evet" oyu kullandı. Gazete Oksijen'in haberine göre Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel, kendisinin ve parti yönetiminin evet oyu kullanacağını ama milletvekillerini seçildikleri bölgenin hassasiyetine göre serbest bıraktığını açıkladı; parti içinden birkaç isim yine de ret oyunda ısrar etti. Özel, konuşmasında yasayı desteklediğini belirtirken hazırlanış sürecini de eleştirdi; metnin kamuoyundan büyük ölçüde gizlenerek hazırlandığını ve muhalefetin sürece yeterince dahil edilmediğini savundu.
Karşı cephenin en net sesi İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu'ndan geldi. T24'ün haberine göre Dervişoğlu, düzenlemeyi milli kimliğe ve Cumhuriyet'e yönelik bir "kalkışma" olarak nitelendirdi ve sürecin şeffaflıktan yoksun yürütüldüğünü savundu. Bu sert dil bir parti liderine özgü olsa da, sürecin en çok tartışılan noktasını — şeffaflık ve kamuoyunun bilgilendirilme biçimini — özetliyor; nitekim benzer bir eleştiriyi, yasaya evet oyu veren Özel de kendi üslubuyla dile getirdi.
Bir Final Değil, Bir Başlangıç
Meclis'ten 468 oyla geçen bir kanun teklifi, Türkiye siyasetinde alışıldık bir tablo değil. AKP'den MHP'ye, DEM Parti'den parçalanmış muhalefetin büyük bölümüne uzanan bu mutabakat genişliği tek başına dikkate değer. Ama oylamanın büyüklüğü, yasanın ne anlama geldiği konusunda aynı ölçüde bir mutabakat olduğu anlamına gelmiyor. Kimi milletvekili bunu "kardeşliğin hukuku" olarak, kimisi mecburen katlanılan bir zorunluluk olarak, İYİ Parti örneğinde olduğu gibi kimisi de doğrudan bir tehdit olarak okudu.
Bu farklı okumaların ortak paydası şu: Meclis'ten geçen şey bir sonuç değil, bir çerçeve — adı zaten bunu söylüyor. Asıl sınav, PKK/KCK'nin silah bırakma ve fesih sürecinin güvenlik kurumlarınca nasıl doğrulanacağında, MGK'nin bu tespiti ne zaman ve nasıl teyit edeceğinde, kurulacak izleme mekanizmalarının kağıt üzerinde kalıp kalmayacağında saklı. Türkiye'nin yakın hafızasında 2013-2015 döneminde yürütülen "çözüm süreci"nin 2015 yazında yeniden alevlenen çatışmalarla sona erdiği de hatırlanıyor. Sürece iyimser bakanlar, bu kez örgütün kongre kararıyla resmi bir fesih adımı attığını, sembolik de olsa silah teslim ettiğini ve sürecin ilk kez bir kanunla çerçevelendiğini, dolayısıyla yapısal olarak farklı olduğunu savunuyor. Temkinli yaklaşanlar ise "tespit ve teyit"in hâlâ geleceğe bırakıldığını, kağıt üzerindeki güvencelerin sahada nasıl karşılık bulacağının henüz belli olmadığını hatırlatıyor.
Muhalefetin şeffaflık eleştirisi de kolayca bir kenara bırakılacak bir itiraz değil. Yaklaşık 360 imzalı bir teklifin, bazı imzacıların dahi içeriğini önceden tam bilmediği iddiasıyla birkaç gün içinde komisyondan ve Genel Kurul'dan geçmesi sürecin hızını gösteriyor olabilir; ama hız tek başına meşruiyetin garantisi değildir. Kalıcı bir toplumsal barışın, oylamadaki çoğunluğun ötesinde, her aşamasının kamuoyuna anlatılabilir olmasına da ihtiyacı var.
Sonuç olarak Meclis'ten çıkan metin, kırk iki yıllık bir hesaplaşmanın kapanışı değil, yeni bir hesaplaşma biçiminin başlangıcı. Bu satırlar birkaç ay sonra yeniden okunduğunda hâlâ "tarihi" sıfatını hak edip etmeyeceğine karar verecek olan, bugünkü oy sayısı değil, yarınki uygulama olacak.
Bu yazı, 11 Ağustos 2026 itibarıyla erişilebilen haber kaynakları esas alınarak hazırlanmıştır. Süreç hızla geliştiği için gelişmeler ilerleyen günlerde farklılaşabilir.
Kaynaklar
- T24 — "Tarihî teklif 468 oyla Meclis'ten geçti: Çözüm sürecinde kritik eşik aşıldı"
- T24 — "12 maddelik çerçeve yasa teklifinde neler yer alacak?"
- Hürriyet — "Terörsüz Türkiye Yasası kabul edildi"
- Sözcü Gazetesi — "12 maddelik Çerçeve Yasa'da neler var, Terörsüz Türkiye Yasası maddeleri tam olarak ne içeriyor?"
- Habertürk — "Çerçeve yasa 468 oyla kabul edildi"
- BirGün — "'Çerçeve' mesaisi tamamlandı: 468 evet, 88 hayır oyu"
- BirGün — "Çerçeve yasaya dair detaylar belli oldu: 12 maddelik teklifte neler yer alıyor?"
- Gazete Oksijen — "Özel 'çerçeve yasa' kararını açıkladı"
- Memurlar.net — "Terörsüz Türkiye Sürecinde Kritik Tarihler: 1 Ekim 2024'ten 5 Ağustos 2026'ya Kronoloji"